Sponsor Bağlantılar


Atatürk’ün Anıları – Atatürk’ün Eğitim ve Öğrenim Hayatı Anıları


Sponsor Bağlantı

Mustafa Kemal’in Eğitim ve Öğretim Anıları

Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi ağzından anlattığı eğitim ve öğrenim hayatı ile ilgili anıları…Zamanın gazetelerinden birini yaptığı bu ropörtajda, Atatürk kendi ağzından bu anıları dile getirmiştir.İşte Atatürk’ün eğitime ve öğretime bakış açısını bizlere gösteren birbirinden unutulmaz anılar.

http://www.ataturksitesi.com/foto/harp/h3.jpg

İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi ağzında eğitim öğretim hayatı anıları…

Kısaca Atatürk’ün Öğrenim Hayatı

Küçük Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulu’ndan sonra bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve Askerî rüştiyeye giden bir komşu çocuğunun giyimini ve genel olarak subayların kılığını pek beğenen küçük Mustafa, askerî rüştiiyeye girmek ister; askerlikten ürken annesi ise bunu istemez, ancak Mustafa bir akrabasının delaletiyle okulun kabul zamanında askerî rüştiyeye gidip imtihan verir ve okula alınır (1893). Böylelikle annesine karşı bir olup-bitti yapmış ve kendisine en uygun gelecek yola girmiş bulunur. Yazları, dayısı Hüseyin Efendi’nin yanına gider, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa bu okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.
Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafa’larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna ” Kemal ” ismini ilâve etti. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştu.

Atatürk’ün Okul Anıları

Çocukluğuma ilişkin ilk hatırladığım şey, okula gitmek meselesiyle ilgilidir. Bundan dolayı annemle babam arasında aşırı bir mücadele vardı. Annem ilâhîlerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu. Gümrük Dairesinde memur olan babam o zaman yeni açılan Şemsi Efendi Okulu’na devam etmem ve yeni yöntem üzerine okumamdan yanaydı.

Sonunda babam işi ustaca bir biçimde çözümledi. Öncelikle alışılmış törenle mahalle okuluna başladım.
Böylece annemin gönlü yapılmış oldu. Birkaç gün sonra da mahalle okulundan çıktım. Şemsi Efendi Okulu’na yazıldım.
Az zaman sonra babam öldü. Annemle birlikte dayımın yanına yerleştik. Dayım köy hayatı yaşıyordu. Ben de bu hayata karıştım. Bana görevler veriyor, ben de bunları yapıyordum. Başlıca görev tarla bekçiliği idi. Kardeşimle birlikte bakla tarlasının ortasındaki bir kulübede oturduğumuz ve kargaları kovmakla uğraştığımızı unutamam. Çiftlik hayatının öteki işlerine de karışıyordum.

Böylece biraz vakit geçince annem, okulsuz kaldığım için kaygılanmaya başladı. Sonunda Selânik’te bulunan teyzemin evine gitmeme ve okula devam etmeme karar verildi: Selânik’te liseye yazıldım. Okulda Kaymak Hafız isminde bir öğretmen vardı.

Bir gün sınıfımızda ders verirken başka bir çocukla kavga ettim. Çok gürültü oldu. Öğretmen beni yakaladı. Çok dövdü. Bütün bedenim kan içinde kaldı. Büyükannem zaten okulda okumama karşıydı, hemen okuldan çıkardı.
Yakınımızda Binbaşı Kadri Bey isminde bir kişi oturuyordu. Oğlu Ahmet Bey askerî ortaokula devam ediyor ve okul giysisi giyiyordu. Onu gördükçe ben de böyle giysi giymeye hevesleniyordum. Sonra sokaklarda subaylar görüyordum. Bu aşamaya ulaşmak için izlenmesi gereken yolun askerî ortaokula girmek olduğunu anlıyordum.
O sırada annem Selânik’e gelmişti. Askerî ortaokula girmek istediğimi söyledim. Annem askerlikten çekiniyordu. Asker olmama zorla engel olmaya çalışıyordu.

Atatürk’ün Matematiğe İlgisi

...

Kabul sınavı zamanı ona sezdirmeden kendi kendime askerî ortaokula giderek sınav verdim. Böylece anneme karşı oldu bitti olmuş oldu.
Ortaokul’da en çok matematiğe ilgi duydum.
Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar, belki de daha çok bilgi sahibi oldum. Derslerin üstünde işlerle ilgileniyordum. Yazılı sorular yazıyordum, matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu.
Öğretmenimin ismi Mustafa idi. Bir gün bana dedi ki; “Oğlum, senin de ismin Mustafa benim de. Bu böyle olmayacak. Arada bir fark bulunmalı, bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun!”

O zamandan beri adım gerçekten Mustafa Kemal kaldı. Öğretmen sert bir adamdı. Sınıfta birinci, ikinci tanımıyordu. Bir gün bize:
“Aranızda kimler kendine güveniyorsa kalksınlar onları çalıştırma danışmanı yapacağım” dedi, öncelikle duraksadım. Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalkmamayı yeğledim. Bunlardan birinin danışmanlığı altına girdim. Görüşmenin sonunda dayanma gücüm son noktaya geldi. Ayağa kalkarak;
“Ben bundan iyi yaparım” dedim. Bunun üzerine öğretmen beni çalıştırma danışmanı yaptı, eski danışmanı benim danışmanlığım altına verdi.

Atatürk’ün Askeri Ortaokulu Bitirmesi

Askerî ortaokulu bitirdiğim zaman merakım oldukça ileri gitmişti. Manastır Askerî Lisesi’nde matematik pek kolay geldi. Bununla uğraşmayı sürdürdüm. Ancak Fransızca’da geri idim. Öğretmen benimle çok uğraşmıyor, acı uyarılarda bulunuyordu. Bu uyarılar benim çok gücüme gitti. İlk ev izni zamanında çözüm aradım. İki, üç ay gizlice Frerler Okulu’nun özel sınıfına devam ettim. Böylece okul derslerine oranla fazla derecede Fransızca öğrendim.
O zamana kadar edebiyatla çok ilişkim yoktu, Merhum Ömer Naci, Bursa Lisesi’nden kovulmuş, bizim sınıfa gelmişti. Daha o zaman şairdi. Benden okuyacak kitap istedi. Bütün kitaplarımı gösterdim. Hiçbirini beğenmedi. Bir arkadaşın kitaplarımdan hiçbirini beğenmemesi gücüme gitti. Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğunu o zaman öğrendim. Ona çalışmaya başladım. Şiir bana cazip göründü. Ancak yazı (kompozisyon) öğretmeni diye yeni gelen bir kişi, bana şiirle uğraşmayı yasakladı.
“Bu meşgale biçimi seni askerlikten uzaklaştırır” dedi. Bununla birlikte güzel yazı yazma isteği bende kalıcı oldu.
Lisede iken dirençle çalışıyorduk. Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde güçlü bir gayret vardı. Sonunda liseyi bitirdim. Harp Okulu’na geçtim.

Atatürk’ün Harp Okuluna Geçişi

Burada da matematiğe ilgim devam ediyordu. Birinci sınıfta temiz gençlik düşlerine tutuldum. Dersleri aksattım. Yılın nasıl geçtiğinin hiç farkında olmadım. Ancak dersler kesilince kitaplara sarıldım.
İkinci sınıfa geçtikten sonra askerlik derslerine ilgi duydum. Şiir yazmaya ilişkin lise öğretmeninin koyduğu yasağı unutmuyordum. Ancak güzel söylemek ve yazmak isteği kalıcı idi. Ders aralarında kompozisyon alıştırmaları yapıyorduk. Saati elimize alıyor “Bu kadar dakika sen, bu kadar dakika ben söyleyeceğim” diye yarışma ve tartışmalar düzenliyorduk.
Harp Okulu yıllarında siyaset düşünceleri baş gösterdi. Duruma ilişkin henüz etkili bir düşünce oluşturamıyorduk. Sultan Hamit Dönemi idi. Namık Kemal Beyin kitaplarını okuyorduk. Kovuşturma sıkı idi. Çoğunlukla ancak koğuşta yattıktan sonra okuma imkânı buluyorduk. Bu gibi yurtsevercesine eserleri okuyanlara karşı kovuşturma yapılması, işlerin içinde bir kötülük bulunduğunu sezdiriyordu, Ancak bunun iç yüzü gözlerimiz önünde bütünüyle netleşmiyordu.

Atatürk’ün Gazete Kurması

Kurmay sınıflarına geçtik. Alışılmış derslere çok iyi çalışıyordum. Bunların üstünde olarak bende ve bazı arkadaşlarda yeni düşünceler açığa çıktı. Ülkenin yönetiminde ve siyasetinde bozukluklar olduğunu keşfetmeye başladık.
Binlerce kişiden oluşan Harp Okulu öğrencisine bu keşfimizi anlatmak isteğine kapıldık. Okulun öğrencileri arasında okunmak üzere okulda el yazısıyla gazete kurduk.
Sınıf içinde küçük teşkilatımız vardı. Ben Yönetim Kurulu’nda idim. Gazetenin yazılarını çoğunlukla ben yazıyordum.
O zaman okullar müfettişi İsmail Paşa vardı. Bu işlerimizi keşfetmiş, izlettiriyormuş. Okulun müdürü Rıza Paşa isminde bir kişiydi. Bu kişinin, padişah katında İsmail Paşa tarafından yanlışı ortaya çıkarılmış;
“Okulda böyle öğrenci var. Ya farkında olmuyor ya görmezden geliyor” denilmiş. Rıza Paşa konumunu korumak için inkâr etmiş.
Bir gün, gazetenin gereken yazılarından birini yazmakla uğraşıyorduk. Veteriner dersliklerinden birine girmiş, kapıyı kapamıştık, kapı arkasında birkaç nöbetçi duruyordu. Rıza Paşaya haber vermişler, sınıfı bastı. Yazılar masa üzerinde ve ön tarafta duruyordu. Görmemezlikten geldi. Ancak dersten başka şeylerle uğraşmak nedeniyle tutuklanmamızı buyurdu. Çıkarken:
“Yalnız izinsizlikle yetinebilir” dedi. Sonra hiçbir ceza uygulamasına gerek olmadığını söylemiş. Böyle davranmasında kendine yüklenen eksikliği ortaya çıkarmak çabasının etkisi olmakla beraber iyi niyet de inkâr edilemezdi.
Kurmay Subaylar Grubu sınıflarının sonuna kadar bu işlere devam ettik. Yüzbaşı olarak okuldan çıktıktan sonra İstanbul’da geçireceğimiz süre içinde bu işlerle daha iyi uğraşmak için bir arkadaş adına bir apartman tuttuk. Ara sıra orada toplanıyorduk. Bu hareketlerimizin hepsi izleniyordu ve biliniyordu.
Bu sırada Fethi Bey adına eski arkadaşlardan subay iken askerlikten uzaklaştırılmış bir kişi karşımıza çıktı. Kendisinin yoksulluğundan, yardıma ihtiyacı olduğundan, yatacak yeri bulunmadığından söz ederek bize sığındı. Biz de bu kişiyi sahip olduğumuz apartmanda yatırmaya ve kendisine yardım etmeye karar verdik.
İki gün sonra kendisinin isteği üzerine bir yerde görüşecektik. Gittiğim zaman yanında Saray’a mensub bir de yâver gördüm. Apartmanda yatan İsmail Hakkı Bey adında bir kişi vardı, anında götürmüşler. Bir gün sonra da bizi tutukladılar. Fethi Bey oysa ki İsmail Paşanın gizli polisi imiş. Bir süre hücre hapsinde kaldım. Sonra Saray’a götürdüler. Sorgulandım. İsmail Paşa, Başkâtip, bir de sakallı bir adam hazır bulunuyordu. Sorgudan anladık ki gazete çıkardığımızdan, teşkilât kurduğumuzdan, apartmanda çalıştığımızdan özet olarak, bütün bu işlerden dolayı zan altında olmak, şüphelenilmek… Daha önceki arkadaşlar yaptıklarını kabul etmişler, birkaç ay böyle tutuklu kaldıktan sonra bıraktılar.

Atatürk’ün Bir Çocukla Anısı

Atatürk bir okula gitmişti.her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sardı. hepsi sevinç içinde onu alkışlıyordu. Yalnız küçük bir çocuk;bir kenara çekilmiş,ilgisiz gibi duruyordu bu durum Atatürk’ün gözünden kaçmadı. Onu yanına çağırdı:
- ”Çocuğum,neden durgunsun? Bir derdin mi var? Hasta mısın?” dedi.
Çocuk:
- ”Bir şeyim yok efendim” dedi.Arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.
Atatürk:
- ”Niçin ağlıyorsun yavrum? Sen ağlayınca ben çok üzülüyorum” dedi.
Küçük çocuk,o vakit yaşlı gözlerini Atatürk’e çevirdi:
- ”Atam,seni böyle yakından görmek isterdik. Geldin,gördük,sevindik. Ama artık sıramızı savdık.Bir daha seni ne zaman göreceğiz? Ona ağlıyorum.”
Atatürk oradaki çocuklara baktı:
- ”Beni ne zaman görmek isterseniz,aynaya bakın.Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız.Bende sizin” dedi

 

Nasıl Buldular: şemsi efendi okuluatatürkün anılarıatatürkün okul anılarıatatürk neden askeri okula gitmek istediatatürkün şemsi efendi ilkokuluatatürk harp okuluatatürkün anıları resimliatatürkün öğrenim gördüğü okullarmustafa kemal okuldaatatürkün eğitim hayatı

Atatürk’ün Anıları – Atatürk’ün Eğitim ve Öğrenim Hayatı Anıları SerdarHan tarafından 15 Ekim 2010 tarihinde , Egitim - Dersler - Taban Puanlar kategorisine eklenmiştir.
Sponsor Bağlantı
    yeni 10
Benzer Konular
Atatürk’ün Anıları – Atatürk’ün Eğitim ve Öğrenim Hayatı Anıları isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim
23 responses to “Atatürk’ün Anıları – Atatürk’ün Eğitim ve Öğrenim Hayatı Anıları”
  1. sibel diyor ki:

    çok-teşekkürler-güzel-aydınlatıcı-bilgiler—ben-bir-anneyim-sağolun

  2. abinnnnn!!!!!! diyor ki:

    atatürk iyi birisi bolam

  3. burcu diyor ki:

    yaa yine şu ödevi bitiremedim pfff

  4. burcu diyor ki:

    yorum yazın

  5. tuğba nur diyor ki:

    çookkk güzelllllllllllllllllllllllllll

  6. ilaydanur eserçelik diyor ki:

    10 kasımda ben üzgünüm neden çünkü……………………………………………………………………………………………… en çok atatürkün neyini sewdim biliyonuzmu herşeyini 1881 de bir bebek doğdu annesi adını mustafa koydu sarı saçlı mavi gözlü ne güzel bebek büyüdü büyüdü atatürk oldu atam atam güzel atam seni görmedim görenler nede şanslıymış seni sewn yürekler meğer nede haklıymış ÇOK GÜZEL ilaydanur eserçelik 3?a cumhuriyet ilkköğretim okulu tbmm

  7. ilaydanur eserçelik diyor ki:

    cewap yazınnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn

  8. ilaydanur eserçelik diyor ki:

    bu arada benim sewdiğim sınıftan semih,ibrahim ,kasım we onurcan ben ise erzurumluyum we erzurumda kalıyom

  9. SerdarHan diyor ki:

    Yorumların için teşekkürler İlayda

  10. özge diyor ki:

    çok güzel teşekkür

  11. duygu diyor ki:

    yorum istiyorumm……………….. atatürk canım atatürk…..

  12. byz diyor ki:

    Baya bilgilendirici bi yazım olmuş ,teşekürler.
    Emeğe saygı…

  13. hazal diyor ki:

    benim aradiğım bunlar değil ama yine güzel

  14. hazal diyor ki:

    atatürkü çok seviyorum

  15. burhan diyor ki:

    çok süper bilgiler var ve çok beğendim

  16. Aylin diyor ki:

    Benim çok işime yaradı. Çünkü:ödevim vardı

  17. SELMA diyor ki:

    benim işime hiç yaramadi çünkü ödevimle hiç alakası ama çok güzel bir site

  18. ceylin çakır diyor ki:

    atatürküm benim

  19. eylül deniz önürman diyor ki:

    atatürk iyiki varoldun seni görmedim ben çok küçükken sen bizim yurdumuzu kurtarmışsın seni çok seviyorum

  20. eylül deniz önürman diyor ki:

    atatürk hayata gözlerini yumduğu

  21. dogukan diyor ki:

    atatürk iyi ki varmıs çunku biz simdi yasayamazdık o olmasaydı ataturku çok seviyorum çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk ya ataturk bizi dusamanlardan kurtardı :D :D:D:D:P:P:P:P:(
    ataturku hepimiz sevelim

  22. merve diyor ki:

    bugün 10 kasım türk milleti bugün yine ağlıyor. rahat uyu atam sen nöbet bekliyoruz biz otağında…

  23. merve diyor ki:

    :(

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.

Facebook Grubumuza Katılın!