Sponsor Bağlantılar


Dünyada ve Türkiyede En Çok Erezyon Görülen Yerler


Sponsor Bağlantı

TÜRKİYEDE VE DÜNYADA EROZYONUN BOYUTU HAKKINDA BİLGİ
Eğitim alanındaki konu anlatımlarımızda sizlere Dünyada ve Türkiyede En Çok Erezyon Görülen Yerler Şehirler nerelerdir, Hangi şehirlerdir sorularının yanıtlarını vererek devam etmek istiyoruz. Sizlerde Erezyon konusundaki görüşlerinizi bizimle yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

3.1-Türkiyede Erozyonun Boyutu

Yurdumuzun 3/4 ünde aktif erozyon (orta veya şiddetli erozyon) hüküm sürmektedir. Birim zamanda, yeni oluşan toprak miktarı kadar, toprak taşınması varsa bunun için normal erozyon veya sıfır şiddetteki erozyon ifadesi kullanılır.

Erozyonun sıfır ve hafif olduğu alanların Türkiye yüzölçümüne oranı % 13,86′dır. Ülkemiz topraklarının % 79.43 oranında orta, şiddetli ve çok şiddetli erozyon görülmektedir.

Erozyonun Derecesi Kapladığı Alan Ha. %
0 Yok 5.166.627 6.64
1 Hafıf 5.611.892 7.22
2 Orta 15.592.750 20.04
3 Şiddetli 28.334.933 36.42
4 Çok Şiddetli 17.366.463 22.32
ÇK Çıplak Kayalık 2.930.933 3.77
R Rüzgar Aşındırması 506.309 0.65
TOPLAM 75.509.907 100

3.2-Türkiye Akarsularında Taşınan Sediment Miktarı

Türkiyede erozyon en fazla sırasıyla Fırat, Dicle ve Yeşilırmak Havzalarında görülmektedir. Toplam taşınan sediment/toprak miktarı 345.939.032 ton/yıldır. Ancak, ölçümlerde yer almayan ve yatak yükü olarak ifade edilen kum çakıl gibi materyaller ile yamaçlardan akarak inen ve akarsulara ulaşmayan topraklarda dikkate alındığında Türkiye’ deki erozyonun gerçekten 500 milyon tona hatta bazı yazarların değerlendirmelerine göre de 1 milyar tona ulaştığı ifade edilmektedir. Aynı şekilde bu değerlendirmelere göre yapılmış olan hesaplar da Türkiye’ deki erozyonun normal erozyondan 18-20 misli fazla olduğu belirtilmektedir.

Erozyon sonucunda barajlarımızda biriken katı materyaller, kullanılabilir baraj rezervuar hacminde gözle görülür kayıplara neden olmakta, büyük yatırımlarla gerçekleşen barajlarımızın ömrünü kısaltmaktadır. Özellikle Keban, Karakaya ve Atatürk Barajlarının çevresi bitki örtüsünden yoksun ve arazi de eğimlidir. Bu nedenle bu barajlar tahmin edilen zamandan önce ekonomik ömrünü tamamlayacaktır.

TÜRKİYEDE EROZYON

Dünya da olduğu gibi Türkiye’ de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

Türkiye kara yüzeyinin %90’ ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63′ ü çok şiddetli ve şiddetli, %20′ si ise orta şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75′ inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5′ inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiye de akarsularla birlikte alandan taşınan Toprak, ABD’ nin 7, Avrupanın 17 ve Afrikanın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajına 32 milyon, Karakaya Barajına 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Yanlış toprak kullanımı, yanlış tarım uygulamaları, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Dogu ve Güneydogu Anadoluda Erozyon

Firat Nehri tek basina; Gediz, Buyukmenderes, Kucukmenderes, Sakarya, Yesilirmak ve Seyhan nehirlerinin tasidigi ince materyali (Topragi) tasimaktadir.-

Bir ülkeyi vatan yapan, ne o ülkenin cografik konumu ve genişliği ne de denizleri, gölleri, akarsuları ve dağlarıdır. Onu yurt yapan dogal kaynaklari ve onun basinda da üretime elverişsli topraklarıdır.

Bitkisel ve hayvansal üretim ile su, enerji ve endüstri üretimi herşeyden once toprak varlığına ve toprakların kültürüne bağlıdır.

Politik bağımsızlığın temelinde ekonomik bağımsızlık,ekonomik bagımsızlığın temelinde de yetiştirilen ürünler ve ülke halkının ulaştığı refah yatar.

Savaşlar, genelde toprak kazanma amacını taşır. Eğer bu topraklar nehir, ova, maden, petrol, orman gibi dogal kaynakları da içeriyorsa bir anlam taşır. Nitekim, bu topraklarda savaşlarla kan dökerek alınmış ve yine kan dökerek savunulmuştur. Ülkeler başka ülkelere karsi her türlü özveriye katlanarak topraklarını savunmaktadırlar. Oysa, erozyon canavarı bu toprakları sessiz sedasız alıp götürebilmektedir.

Erozyon doganın yanlıs kullanılması sonucu ortaya cıkan bir olgudur. Yanlıs kullanım sonucu doğal denge bozulmakta, böyle olunca da doğal dengenin vazgeçilmez öğelerinden olan su ve rüzgar, arazi eğimini ve dereleri kullanarak yıkıcı bir güç konumuna gelmektedir. Bu kez savaş, varlığına her zaman gereksinme duyulan doğal olaylara karşı verilmektedir.

Erozyonla karşilaşmayan onu tanimayan ülke yoktur. Ancak erozyonla savaşarak sorunu cözmüş ülkelerin yanında, çözmeye çalışmış ülkeler de vardır. Bir de erozyon sorununu çözmeye calıştığı halde sorunu giderek büyüyen ülkeler vardır ki yurdumuz bunlardan biridir. Doğu ve Güneydoğu, ülkemizin en çok erozyona ugrayan bölgeleridir. Bu demektir ki, doğa en kötü biçimde bu bölgelerde kullanılmıştır. Gerçekten de sayilar bunu göstermektedir.

...

Bölge su potansiyeli açısından yurdumuzun 1/3′ ünü taşımaktadır. Yurdumuzun büyük nehirlerinden ikisi Dicle ve Firat ve bunların kolları bölgeyi ağ gibi kaplamaktadır.

Doğal bitki örtüsünden arındırılmış ormanlık yerlerde ise, yaprak ve dal faydalanması nedeniyle humus tabakası olmayan topraklar üzerinde erozyon son derece şiddetli seyretmektedir.

Bölge alanının, birinci sınıf ile ikinci sınıf tarım alanlarının bir bölümünün dışında kalan tüm arazide çesitli derecelerde erozyon sürmektedir. Örneğin işlemeli tarıma uygun olmadığı halde tarım yapılan 3,5 milyon ha. alanda şiddetli, 3,1 milyon ha. alanda ise çok şiddetli erozyon sürmektedir. Buna yaklaşık 1,5 milyon bozuk ormanda eklendiginde 8,1 milyon ha. alanda şiddetli ve çok şiddetli erozyon olduğu görülür. 2 milyon ha. alanda ise orta derecede erozyon vardır. Tüm alanı 12,2 milyon ha. olan bu bölgenin toplam 10,1 milyon ha. da da erozyon vardır ki bu da genel toplamin %83′ ü dür.

1960′ li yıllarda Tarman’ in yaptığı bir arastırmaya göre, Fırat, yılda 55.862.000 m3, Dicle ise 10.592.000 m3. ince toprak taşımaktadır (Avcioglu 1983). Fırat Nehri tek başına; Gediz, büyükmenderes, Küçükmenderes, Sakarya, Yeşilirmak ve Seyhan nehirlerinin taşıdığı ince materyali (toprağı) taşımaktadır. Bu rakamlarin 200 yıl öncesine ilişkin olduğu ve doğanın en çok son 20-30 yılda yıkıma uğratıldığı düşünülürse, rakamın daha da ürpertici boyutlara ulaştığını söylemek yanıltıcı olmaz.

EROZYON VE YURDUMUZ

Yurdumuzun %45.9′ u 1000-2000 m. yükseklikte kısaca dağlık, % 62.5′ i, %15 meyilden daha meyilli, engebeli bir yapıya sahip olması, çok değişik iklim farklılıkları göstermesi, (yıllık yağış ortalaması Rizede 2269,6 mm. Kars-Aralık ilçesinde 231,1 mm. Konya-Karapınar ilçesinde 278,0 mm) kolay ayrışabilen ana kayası ile dünyanın erozyona karşı en hassas bölgeleri içerisinde yer almaktadır. Nitekim, bugüne kadar süregelen yanlış arazı kullanımı, aşırı ve bilinçsiz hayvan otlatması ve ormanların insafsızca tahrip edilmesi sonucu binlerce yıldır çeşitli uygarlıkları barındırmış olan anadolumuzun %72′ leri aşan kısmı erozyon etkisi altındadır. Bunun neticesinde yurdumuzun en verimli topraklarından denizlere, göl ve barajlarımıza yılda 450-500 milyon ton toprak taşınmaktadır. Bir başka ifade ile iki yılda 1 mm. toprak aşınıp taşınmaktadır. 1 cm. toprak tabiat olayları-iklim ve ana kaya oluşumuna göre yaklaşık 1000 yılda meydana gelmektedir. Ülkemiz Cumhuriyetin ilanından bu yana Misak-i Milli hudutlarından bir şey kaybetmedi ama 70 yıl içinde uğuruna kanımızı canımızı verdiğimiz toplam 35 milyar ton bereketli vatan toprağımızı erozyon sayesinde kaybettik.

 

Türkiye’de erozyonun boyutu
Erozyon Derecesi Kapladığı  Alan(ha) %
0 Yok
1 Hafif
2 Orta
3 Şiddetli
4Çok şiddetli
Çıplak kayalık
Rüzgar aşındırması
5.166.627
5.611.892
15.592.750
28.334.933
17.366.463
2.930.933
506.309 6.64
7.22
20.04
36.42
22.32
3.77
0.65

 

Birim alandan taşınan toprak miktarımız ise Afrika’ dan 22 kat, Avrupa’ dan 17 kat, Kuzey Amerikadan 6 kat fazladır. Kızılırmak’ ın bir yılda Karadenize ve barajlarımıza taşıdığı toprak miktarı 65 milyon ton, Fırat nehrinin taşıdığı toprak miktarı ise 108 milyon tondur.

DÜNYADA EROZYON

Dünyamızın yüzeyine yerkabuğu denmesi bir rastalantı değildir. Gezegenin üzerindeki bütün hayat, kıtaları kaplayan incecik ve hassas toprak kabuğuna bağlıdır. Bu kabuk olmasa, yaşam okyanuslardan karalara atlayamazdı. Bitkiler, ekinler, ormanlar, hayvanlar ve tabii ki insanlar olmayacaktı.

Gezegenimizin eti olan bu değerli kabuk son derece yavaş meydana gelmesine karşılık son derece süratle ortadan kalkabilir. Bir parmak derinliğinde bir toprak tabakasının oluşması için, asırlar geçmesine gerekmektedir. Olumsuz şartlar bir iki mevsimde bu tabakayı yok edip okyanuslara taşıyabilir. Topraktan oluşmuş yerkabuğu, kendisini oluşturan bu tabakayı süratle kaybetmektedir.

Worldwatch Institute, her sene toprağın üst tabakasının 24 milyar tonunun kaybedildiğini ileri sürmektedir. Son yirmi sene içerisinde ABD deki bütün ekili alanı kaplayacak kadar toprak kaybolup gitmiştir. Olay gittikçe vahimleşmektedir.

Bu kriz, özellikle dünya üzerindeki kararların üçte birinden fazlasını kaplayan kurak alanlarda ortaya çıkmaktadır. Çölleşme, toprak tabakasının son derece hassas, bitki tabakasının son derece ince ve iklimin son derece sert olduğu bu bölgelerde kendini hissettirmektedir. Toprak her yerde bozulabilir ama kuru iklimdeki bozulmaya çölleşme adı verilmektedir. Dünya üzerindeki 5.200.000.000 hektarlık tarımda kullanılan kurak alanların %70′ i özelliklerini yitirmiştir. Dolayısıyla çölleşme, toplam kara alanının %30′ una zarar vermektedir.

Afrikada kurak alanların %73′ ünü kapsayan bir milyon hektarın üzerinde arazi, orta derecede veya ciddi bir çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Asyada 1.4 milyon hektar aynı şeklide etkilenmektedir. Fakat, bu problem sadece kalkınmakta olan ülkelere mahsus değildir. Ciddi bir şekilde veya orta derecede çölleşmiş kurak alanların en fazla bulunduğu kıta- %74 ile Kuzey Amerikadır. Avrupa Birliğindeki ülkelerin beş tanesinde çölleşme sorunları mevcuttur. Asya da en fazla etkilenen bölgeler eski Sovyetler Birliğinde yer almaktadır.

Genel olarak bakılırsa, çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan kurak alana sahip 110 ülke olduğu görülür. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çölleşmenin genel maliyetinin senede 42 milyar dolar olduğunu hesaplamıştır. Sadece Afrikanın yıllık kaybı 9 milyar dolardır.

Manevi kayıplar ise, daha ağır olmuştur. Dünya nüfusunun beşte biri demek olan bir milyardan fazla insanın yaşamı tehlikededir. 135 milyon kişi Fransa, İtalya, İsviçre ve Hollandada yaşayanların toplamı kadar- doğup büyüdükleri yerleri terk etmek mecburiyetinde kalabilirler. Toz haline dönüşmekte olan yerleri bugüne kadar kaç kişinin terk edip gittiği bilinmemekle beraber mutlaka milyonları bulmaktadır. Mali ve Burkina Fasoda yaşamakta olanların altıda biri, kendi yörelerini terk etmek zorunda kalmışlar ve bunun bir sonucu olarak da, şehirlerin çevrelerindeki gecekondular fazlalaşmıştır. 1965 ile 1988 seneleri arasında Mauritanianın başşehri Nouakchottda yaşamakta olanların toplam nüfusa oranı %9.9′ dan %41′ e yükselmiş ve göçebelerin oranı ise %73′ ten %7′ ye düşmüştür.

Topraklarını yitirmiş olanlar, rüzgârın kendilerini götürdüğü yerlerde tekrar kök salmaya çalışmaktalarsa da uzaktaki ülkeler, bu göçten etkilenmektedir. Meksikalı göçmenleri, ABD’ ne iten unsurlardan bir tanesi de çölleşmedir. Senegal Vadisinin yüksek ve orta bölgelerinde yaşayanların beşte ikisi şimdiden göç etmiştir. Fransadaki Bakel bölgesindeki nüfusu, köylerini geride bırakıp buraya göç etmiş insanların çoğunluğu oluşturmaktadır. Ama bir imkan bulunabilseydi, bu insanlar kendi memleketlerinde kalmayı tercih ederdi.

Yağış almayan bölgelerde halen sürmekte olan on silahlı çatışmanın başlamasının sebepleri arasında çölleşme de bulunmaktadır. Çölleşme, Somali gibi yerlerde siyasi dengesizlik, açlık ve toplumun parçalanmasına sebep olduğu gibi, insani yardım ve felaketleri önleme çabası şeklinde büyük miktarda harcamalara yol açmaktadır. Aynı zamanda küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin kaybolması gibi, çevre koruma sorunlarını da ağırlaştırmaktadır.

Konumuz Vikipedia TR ve alanında uzman sitelerden editörlermizce yapılan derleme sonucunda hazırlanmıştır

Bir önceki makalemiz olan Sarı Gelin başlıklı makalemizde Türkü Hikayeleri ve Türküler ve Hikayeleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Nasıl Buldular: turkiyede illere gore erozyonerozyonun dünyada görüldüğü yerlertoprak erozyonu nerede görülürerozyon en çok hangi ülkelerde görülürerezyon hangi illerde yaşanırdünyada en çok erozyon olan ülkelertürkiye de erezyontürkiyede en cok alan kaplayantürkiyede erozyon hangi bölgelerde görülürtürkiyede erozyon hangi illerde görülür

Dünyada ve Türkiyede En Çok Erezyon Görülen Yerler SerdarHan tarafından 23 Temmuz 2012 tarihinde , Bilgi Dağarcığı kategorisine eklenmiştir.
Sponsor Bağlantı
    yeni 10
Benzer Konular
Dünyada ve Türkiyede En Çok Erezyon Görülen Yerler isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.

Facebook Grubumuza Katılın!