Sponsor Bağlantılar


İlk Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi – Kültür ve Uygarlık


Sponsor Bağlantı

İlk Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi – Kültür ve Uygarlık

Bu konumuzda İlk Türk Devletlerinde Devnet Nasıl Yönetilirdi Kültür ve Uygarlıkları Nasıldı Sorusunun yanıtını bulacaksınız.

- DEVLET YÖNETİMİ
Devlet Yapısı

İslamiyetten önce Türk toplumunda siyasî teşkilatlanmanın en üst kademesinde “İL” denilen
devlet bulunmaktaydı.
İl, boyların ve budunların birleşmesiyle meydana gelen, bir devlet başkanının sorumluluğu ve yönetimi altında,
siyasî bir iş birliğinden oluşuyordu.

Türk il’i (devleti) toprak, halk, töre (ortak hukukî ve idarî düzen) unsurlarının birleşik yapısı içinde,
vatanı koruyan, milleti huzur ve barış içinde yaşatan siyasî bir kuruluştur.
NOT : Tarih boyunca, yıkılan bir Türk devletinin yerine tekrar yeni bir devletin kurulmasıyla Türk devletlerinin devamlılığının sağlanmasında, devlet yapısındaki özelliklerin ve Türklerin devlet kurma yeteneklerinin önemli
rolü olmuştur.

İslamiyetten önceki Türk devletlerinde devlet başkanları tanhu ve şan-yü «sonsuz genişlik, büyüklük»
kağan, han, yabgu, il-teber ve idi-kut gibi unvanlar kullanmışlardır. Bunlar içinde en çok kullanılan ve yaygın olanı
han, hakan ve kağan’dır.
Hakanın Görevleri: Hükümdarlık güç ve yetkilerini Tanrıdan ( Tengri ) alan hakanların önde gelen görevi,
milletini refah ve barış içinde özgür olarak yaşatmaktı.
Ayrıca ülke çapında asker toplamak, orduyu idare etmek, devletin yüksek meclisini yönetmek, hakanın
görevleri arasındaydı.
Hükümdarlık Sembolleri: Türk devletlerinde hakan, idare etme yetkisi ve devlet başkanı sıfatını belirten
bazı sembollere sahipli. Bunlar otağ (hakan çadırı), taht, tuğ (sancak, bayrak), davul ve sorguç (serpuş)’tur.
Hakan’ın belirli zamanlarda devlet ileri gelenlerine ve halka, törenlerde resmî ziyafet vermesi hükümdarlık
gereğiydi.
Hatun (Katun): Hakanın eşine hatun denirdi. Türk devlet idaresinde hatun da söz sahibiydi.
Savaşlarda hakanın yanında yer alan hatun, devlet adamı gibi eğitilir ve yetiştirilirdi.
Böylece devlet idaresi ve komşu devletler hakkında bilgi sahibi olur, gerektiğinde devlet başkanlığı yapar,
elçi kabul eder ve devlet meclisine katılabilirdi
Veliaht: Hakanın ölümünden sonra onun yerine geçen veliahtın büyük oğul olması gerekli değildi.
Tahta geçecek kişinin çoğunlukla faydalı ve başarılı olabilecek yeteneğe sahip bir hanedan üyesi olması,
ön planda tutulmuştur. Ayrıca veliaht küçük yaşta ise, amcasının tahta geçmesi mümkün olabiliyordu.
DİKKAT : Tanrı tarafından hakana verildiği düşünülen yönetme hakkının kan aracılığıyla hakanın
bütün evlatlarına da geçmiş olduğu düşüncesi, her prensin ( tegin ) tahtta hak iddia etmesine yol açabiliyordu.
Bu suretle kardeşler arasında doğan taht mücadelesi, üstün gelen tarafın hakan olmasına kadar sürerdi.
Ancak bu mücadeleler devletin zayıflaması, hatta parçalanmasına dahi yol açabilmektedir.

İdarî Teşkilat:
Türk devletlerinin toprakları genişledikçe, yeni alınan ülkelerin yönetilme zorlukları ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle devlet arazisi iki kısma ayrılarak.; sağ-sol, doğu-batı, ak-kara, iç-dış gibi adlarla anılmıştır.
Bu bölünmede daima batı tarafın üstünlüğü tanınır ve burayı veliaht yönetirdi. İkinci kısım ise, hanedandan
diğer bir prensin idaresine verilirdi. Merkezde ise hakan bulunurdu.
NOT : Her iki tarafın yöneticileri Hakan’a bağlıydılar.Savaş sırasında ordular birleştirilir, bağlı oldukları yere göre
ordu’da yerlerini alırlardı.

Türk devletlerinde sağ ve sol tarafların yöneticileri ilig, yabgu veya şad unvanı taşırdı.
Yabgu ve Şad hakandan sonra gelen en büyük unvanlardı ve hakanın en büyük kardeşi bu unvanı taşırdı.
Ayrıca atabey, yuğruş, buyruk, inanç, tarkan, apa,ataman, çavuş vb. unvanlar taşıyan devlet büyükleri,
idarî teşkilatta yer alırlardı.

Uygur devlet merkezinde uluğ hacip (başvczir), subaşı (başkomutan), bitikçi (başkatip),
ağacı (maliye işleri ile ilgili memur), yalvaç (elçi) denilen devlet memurları bulunmaktaydı.

Toy ( Kurultay ) : Devletin , siyasî, ekonomik ve kültürel işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclise denilirdi.
Hakan meclisin tabiî başkanıydı.
Hakanın meclise başkanlık edemeyeceği hallerde, aygucı veya üge (öğe) denilen ve
hükümdar ailesi dışından olan bir kişi, bu görevi yürütürdü. Hatunlar da meclislere katılmışlardır.
DİKKAT : Bu toplantılara, hakana bağlı bütün prensler ve bağlı devlet temsilcileri katılmak zorunda idi.
Aksi durum, bağımsızlık ilanı olarak kabul edilirdi.

Toplum Yapısı

Türk toplumunda en küçük sosyal birim aileydi.
Toplum yapısının çekirdeği olan aile, Türklerde «küçük aile» tipindeydi. Aile reisi bütün malın sahibi ve
aile fertlerinin yöneticisiydi. Ailede mülk ortaklığı, sadece otlaklar ve hayvan sürüleri için söz konusuydu.
Evlenen erkek veya kız evlat, baba ocağından hisselerini alıp ayrılırdı.
Yeni kurulan bir ailede kadın, tamamen kocasının ailesine tabi olur, hatta kocası ölürse,
kocasının aile fertlerinden biriyle evlenebilirdi. Evlenen oğula ayrı bir ev (çadır) açmak eski bir gelenekti.

Baba evi, en küçük oğula kalırdı. En çok himayeye muhtaç küçük çocuğun korunması,
uyulması gereken töre kurallarından biriydi.

Türklerde tek kadınla evlenmek yaygındı. Toplumda kadın ve erkek eşitti, kadınlar da ata binip ok atar,
ağır sporlar yapabilirlerdi.

Sosyal yapının oluşması, toplumun temeli olan ailenin bir diğeriyle birleşmesi sonucuna bağlıydı.
Böylece aileler veya soylar bir araya geldiğinde, sosyal bir birlik ortaya çıkardı. Buna boy denilirdi.

Her boyun basında bir bey (beg, bî) bulunurdu. Boy beyi cesareti, maddî manevî gücü ve dürüstlüğüyle tanınmış
kimseler arasından seçilirdi. Seçimi, boyu oluşturan aile ve soyların temsilcilerinden oluşan bir danışma kurulu yapardı.
Her boyun, belirli bir arazisi ve askerî kuvveti bulunurdu. Sahip oldukları mülk ve hayvan sürülerini
başka topluluklardan özel damgalarla ayırt ederlerdi.

Türk boylarına ait isimler, genellikle bu boyların siyasî ve sosyal özelliklerini ifade ederdi.
Örneğin ; kuvvet ve sağlamlık ifade edenlere Türk, Kayı, Kınık; boylar birliğine katılanların sayısına göre
Dokuz-Oğuz, On-Uygur; adam veya insan manasında Hun;
askerî ve siyasî olaylar etkisiyle oluşan boylar Hazar, Uygur, Sibir,Bulgar diye adlandırılmıştır.
Boyların birleşmesiyle oluşan sosyal topluluk da bodun (halk topluluğu) olarak isimlendiriliyordu.
Genellikle boylar arasındaki sıkı iş birliğine dayalı olan budunun başında bir han bulunurdu.

Aileler , boyları ; boylar, budunları ; budunlar , İl ‘i ( Devleti) oluşturmuştur.

Ordu :

Türk ordusu ücretli değildi

Türk orduları daimiydi.

Her kadın ve erkek asker sayılırdı.

Her an savaşa hazırlıklı olurlardı.

Türk ordu teşkilatını kuran Mete Han’dır.

10′lu sistem denilen teşkilatlanma yapılmıştır.(10 kişinin başında Onbaşı,100 kişinin başında Yüzbaşı,1000 kişinin
başında Binbaşı,10.000 kişinin başında Tümenbaşı) Bu yolla sağlanan kumanda zinciri sayesinde ordunun ve halkın
bir merkezden idaresi mümkün olmuştur.
NOT : Bu düzen Avrupa’ya Attila ile girmiştir.

Ok, yay, kement, kargı, mızrak,süngü, kalkan, kılıç başlıca silah araçlarıdır.

Savaş taktiğinin iki önemli özelliği “Sahte Ricat” ( sahte çekilme ), ve “Pusu” dur.
Bu taktikle Malazgirt,Niğbolu,Mohaç savaşları gibi savaşları kazanmışlardır.

Savaş stratejileri “keşif seferleri” ve “yıpratıcı savaşlar” a dayanır.

Sınır boylarında tampon bölgeler bırakmışlardır.

Askeri alanda Çin, Roma, Bizans, Rus, Balkan Slavlarını ve Moğolları etkilemişlerdir.

2- DİN VE İNANIŞ

En eski Türk Dini :

...

Türklerin eski devirlerinde Gök kutsal sayılmıştır.

Bunun yanında bazı dağ, ırmak,vadi gibi varlıklarda gizli güçlerin olduğuna inanıyorlardı.

Güneş ve Ay’da kutsal sayılmıştır.

Hun Dininin özellikleri :

Dağ , vadi, göl gibi tabiattaki bazı varlıklar kutsallıklarını korumaya devam etmiştir.

Gök asıl tapılan unsur haline gelmiştir. Gök için “Tengri” kelimesini kullanmışlardır.

Atalarının ruhlarını da kutsal kabul etmişlerdir.
Bu nedenle ataların mezarlarına dokunma savaş sebebi sayılmıştır.

İyi ve kötü ruhlara , fal ve büyüye inanmışlardır.

Ölülerin kötü ruhlardan kurtulması için uzun süre bekletmişlerdir.
Cesedin kokmasını önlemek amacıyla mumyalamışlardır.

Göktürklerde Din :

Evrenin üst üste gelen katlardan oluştuğuna inanılmıştır.

Gök’ün onyedi, yerin altının ise yedi kattan oluştuğuna inanırlardı.Bu ikisinin arasında insanların yaşadığı yeryüzü
bulunurdu.

Tek tanrı inancına bu dönemde ulaşılmıştır. Bütün evren göğün en üst katında oturan Tanrı’ya itaat ederdi.

Göktürkler Tanrı’ya “Türk Tanrısı” adını vererek onu millileştirmişlerdir.

Tanrı’ya ; Ugan , Bayat , Ulu Yaratgan da demişlerdir.

Bazı kutsal saydıkları yerlerde Tanrı’ya dua edip, kurban kesmişlerdir.

Uygurlarda Din :

Önceleri Şamanizm’ e inanmışlardır.

Bögü Kağan döneminde Mani dinini kabul ettiler. * Orta Asya’da Türkler’de ilk kez göktanrı din inancı dışında
başka bir dini kabul etmesi.

Doğu Türkistan Uygurları ” Budizm ” i dini inanç olarak benimsediler.

ürHazarlarda Din :

Önceleri Şamanizm’e inanıyorlardı.

Sonra devlet yöneticileri ve halkın bir bölümü ” Museviliğe ” inanmıştır.

Hazarlarda son derece geniş bir dini hoşgörü vardır. Müslüman, Hristiyan, Musevi , Şaman dininden olanlar
birlikte yaşamışlardır.

Kam ( Şaman – Baksı ) : Türklerin din adamlarına verdikleri isimdir. Şamanlar ; fala bakar, büyücülük yapar, gelecekten
haber verir , doktorluk yaparlardı. * Diğer toplumlarda olduğu gibi ayrıcalıklı bir sınıf haline gelmemişlerdir.
Yuğ : Ölü gömme törenine verilen isim. Acılı bir şekilde törenlerini yaparlardı. Yedi gün sürerdi.
Ölü ‘ nün silahları , eyeri , değerli eşyaları ve kurban edilen Atı mezara birlikte konurdu.
Balbal : Ölen kişinin hayatta iken öldürdüğü düşman sayısı kadar taşın mezarın kıyısına dikilmesi ile oluşan
anıtlar.( Öbür dünyada hizmetlerini göreceği inancıyla bu taşları dikerlerdi)
Kurgan : Türklerde mezarlara verilen isim.
Türklerin kabul ettiği dinler : Şamanizm, Maniheizm , Musevilik , Hristiyanlık , Mazdeizm ( Zerdüştlük),
Budizm , İslamiyet. ( Çok geniş bir çevreye yayılmışlardır.)

Hukuk :

Türk hukuku, töre ve geleneklere bağlı olarak oluşmuştur.
Türe ( Töre ) : Türklerin adet ,gelenek ve göreneklerinden oluşturdukları yazısız hukuk.

Devlet işleri ve toplum düzeni “Töre” ile sağlanırdı.

Siyasi suçlara, hükümdarın başkanlığındaki yüksek devlet mahkemesi ( Yargu ), adi suçlara ise
Yarganlar’ın ( Hakimler ) oluşturduğu mahkemeler bakardı.

Hunlar ve Göktürklerde, göçebe hukuku , Uygurlarda yerleşik hukuk anlayışı görülür.
Örneğin ; işlenen adi suçlarda hapis cezası 10 gündür. Bunun temel nedeni ,göçebe yaşam koşullarıdır.

Kaynak:gunlukplan . org

Nasıl Buldular: ilk türk islam devletlerinin devlet teşkilatı hakkında bilgi alabileceğimiz kaynaklarasya hun devletinin gelenek ve görenekleriilk türk devletlerinde devlet yönetimitürk islam devletlerinin devlet teşkilatı hakkında hangi kaynaklardan bilgi alabilirizilk türk islam devletlerinin devlet teşkilatı hakkında bilgi alabileceğimiz kaynaklar nelerdirilk türk islam devletlerinin devlet teşkilatı hakkında bilgi alınacak kaynaklarilk turk-islam devletlerinin devlet teskilati hakkinda bilgi alabileceğimiz kaynaklarislamdan önce Türk devletindeki hakan sembolleri araştırıniztürk islam devletlerinin devlet teşkilatları kaynaklarıtürklerde devlet yönetimi nasıldı soruları

İlk Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi – Kültür ve Uygarlık SerdarHan tarafından 19 Aralık 2010 tarihinde , Eğitim kategorisine eklenmiştir.
Sponsor Bağlantı
    yeni 10
Benzer Konular
İlk Türk Devletlerinde Devlet Yönetimi – Kültür ve Uygarlık isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.

Facebook Grubumuza Katılın!