-----Sponsorlu Bağlantılar-----

İstanbulu Anlatan Yazılar(Bir Cumartesi İstanbul)


----- Sponsorlu Bağlantılar-----

Sponsor Bağlantı

İstanbulu Anlatan Yazılar(Bir Cumartesi İstanbul)

istanbul geceleri,istanbul resimleri,istanbul gece resimleri,

Koskocaman bir hayat koy ortaya. Biraz hüzün biraz umut serpiştir üzerine. Aa bir de olmazsa olmazlar var. Üzüntü , acı , keder , mutluluk , nefret , kin , öfke , aşk… Daha da örnekler çoğaltılabilir aslında. Ama en önemlisi bir şey vardır. Kimse anlamaz bunun değerini çevremdeki. Bilmezler çoğu bunun ne demek olduğunu. Okuyanlar kızmasın hemen. Ters bir düşünce yer etmek istemem kafanızda. Ama benimle ortak noktası İstanbul olanlara sorarım. Nedir İstanbul sizin için? Aile mi ? Arkadaş çevresi mi? Gece çıkıp içtiğiniz ortamda ki bir yudum mey mi? Kırmızı , beya farketmez… İstiklal mi? Bağdat mı? Biliyorum bir çoğunuz buldu cevabı… Gözyaşları satır satır akar bebeklerden… Arka fonda çalan hafif bir müzik… Kimi zaman arabesk , kimi zaman klasik , kimi zaman da çağa ayak uydurmak için rock-rap. Ne farkeder ki? Tekel bayîsinin önünde cebinde 3-5 kuruş para. Para birden dönüşür bazen bir şişe mey”e , bazen 1-2 şişe arpa suyu”na , bazense küçük bir aslansütüne. Yaşlar akmaya devam eder o sıra. Ağır ağır ; soğuk , o buz gibi havada adımlarını atmaya başlarsın. Sigara denen illetden bir fırt daha çekersin ciğerlerinin en dibine doğru. Verdiğin nefes duman şeklindeyken kafan karışır sigaradan mı yoksa soğuktan mı diye? Yavaş yavaş kulaklarına denizin Caddebostan betonlarını dövme sesi gelir. Gözyaşları hala durmaz. Akmaya devam eder ısrarlı bir şekilde. Bir yudum alırsın içeceğinden. Doğrulur ve herkesin denize baktığı anda sen gökyüzüne kaldırırsın başını isyankar bir hava ile. Yıldızlarda kaybolmak belki de onlardan bir tanesi olmak istersin o an. Ah be yeditepeli İstanbul… Senle ağlamak bile farklı… Koşuşturmaca güneş doğmadan başlar yeditepeli şehirde. Sokakta yürürken izlersin insanları. Farkedersin o an aslında hepsi aynı şeyin peşinden koşuyorlar. Elini kaldırırsın hafifçe. Dört teker üzerinde ki mavi canavar cesurca yanına yanaşır sanki şoför seni uzun zamandır bekliyormuş gibi. Bir anda tüm yüzler sana çevrilir sen ücretini uzatırken. İkili gruplar halinde konuşan insanlara kulak misafiri olursun. Kimi oğlundan , kimi eşinden , kimi kaynanasından şikayetçidir. Memnunluk ifade eden tek bir kelime dikkat çekmez o konuşmalar içersinde. Hele birde o meşhur yeditepeli şehrin trafiğine kapılırsan. Belki başka bir şehirde yaşamayı tercih etsen o yol senin için bir kaç dakika içinde gelip geçicek bir anı olurdu. Ama artık saatlerle boğuşmak zorunda kalırsın. Saatler geçer inersin mavi canavarından. İnsan yığınları arasına girersin. Kimse kimseyi tanımaz. Her suratta aynı ifadede. Her insanı gördüğünde aynı filmi izlermiş gibi olursun. Ya da dejavu mu desek biz buna? Ne farkeder ki? Artık çıldırma noktasına gelirsin. Konuşmak , anlaşmak , gülmek hatta paylaşmak için yeni bir yüz ararsın kendine. Ama bulamazsın. Ah be yeditepeli İstanbul… Senle çıldırmak bile farklı… Yeditepeli şehrin çocuğusun. İster istemez bir ortamın olucak. Onlar da olmasa zaten az önce anlattıklarımdan sonra siz nasıl yaşıyorsunuz sorusu yöneltilebilir. Ama arada kendini İstanbul”dan biran olsun kurtarıp , bir an olsun unutup herşeyi , bazı şeyleri onarma amacına gidenlerde var. Onlardan biriyle gözgöze gelirsin aynı ortamda. Ortak arkadaşlar sayesinde tanışırsın. Ortak buluşmalar artar. Sonra o arkadaş sayısı azalır. En sonunda başbaşa buluşmalar başlar. Tek taraflı olmayan üç kişi arasında bir sevgi oluşur. Aşk başlar. Sen , o ve İstanbul… Bazı akşamlar Çamlıca tepelerinde içilen nargileler , bazı sabahlar Üsküdar sahilinde edilen kahvaltılar , bazı günler Beykoz yürüyüşleri , Kadiköy dolaşmaları , Bağdat caddesi turlamaları , Beşiktaş vapuruna binmeler… Örnekler çoğaldıkça çoğalır. Ama zamanla o bazılar kalkar. Yerini hayata bırakır. Eğer bu aşka İstanbul gerçekten dahil olmuşsa bu aşk bundan sonra hiç kopmaz… İstanbul”un büyüsü onlarıda alır götürür sonsuzluğa. Ah be yeditepeli İstanbul… Senle aşık olmak bile farklı… Sabah uyanmaların bir öpücükle başlar. Kahvaltıda uykulu suratlar olmasına rağmen canlı bir kahvaltıdır o. Gün boyu süren şakalaşmalar , atışmalar hatta kavgalar. Aynı koltukta yatıp saatlerce televizyon zaplamaları izler bunları. Akşam yemeği için kim ekmek alıcak kavgaları devam eder hepsini. Hava kararır. Göz kapakları ağırlaşır. Uyku vakti gelmiştir. Elinden tutup yatağına götürürsün. Birer buse kondurursun yananklarına. Geceyi son bir istek bitirir. Yorulmuş bir ağızdan , yorulmuş bir vücuda… “Abicim bir kez daha sarılabilirmiyim uyumadan önce?” Ah be yeditepeli İstanbul… Senle hayatı yaşamak bile farklı…

İyi Cumartesiler
utugrul

Bir önceki Makalemiz olan Hayata Gelen Yeni Bebeğe Sözler (Gülümse Bebek) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Nasıl Buldular: istanbulu anlatan yazıistanbulu anlatan yazılaristanbulu tanıtan yazıSTANBUL yazlaristanbulu anlatan kompozisyonistanbulu tanıtan yazılarıstanbul gecelerıistanbul anlatan yazılarwww bilgiyuvasi comistanbulu tanıtan bir yazı

İstanbulu Anlatan Yazılar(Bir Cumartesi İstanbul) SerdarHan tarafından 22 Mayıs 2011 tarihinde , Alıntı Yazılar kategorisine eklenmiştir.

------ Sponsorlu Bağlantılar ------
    yeni 10
Benzer Konular
İstanbulu Anlatan Yazılar(Bir Cumartesi İstanbul) isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim
1 response to “İstanbulu Anlatan Yazılar(Bir Cumartesi İstanbul)”
  1. hazal katya diyor ki:

    spr

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.