Sponsor Bağlantılar


Lale Devrinde Yapılan Yenilikler? Lale Devri Osmanlı Kültür Sanat ve Edebiyatı


Sponsor Bağlantı

Lale Devrinde Yapılan Yenilikler Nelerdir?,Lale Devri Hakkında Bilgiler
Yazımız içerisinde Lale Devri Nedir,Hangi Tarihler arasında geçen zamana Lale Devri Denilmiştir, Lale Devrinde Osmanlı İmparatorluğunda yapılan yenilikler nelerdir ve Lale Devri Döneminde Osmanlı Kültür Sanat Hayatı ve Osmanlı Edebiyatı hakkında bilgiler bulacaksınız.
Lale Devri’nin en önemli yeniliklerinden birisi 1727′de Osmanlı Devleti’ndeki ilk Türk Matbaası kurulmuş olmasıdır.

LALE DEVRİ (1718-1730) Hakkında Bilgiler
osmanlı tarihinde batılaşma yönünde ilk adımların atıldığı Lale Devri adını dönemin yaşam biçimini simgeleyen lale çiçeğinden almıştır.

Lale Devri’nde matbaanın kurulması yanında yaşanan bir diğer bilimsel gelişme de bir Tercüme Heyeti’nin kurulmuş olmasıdır.

Lale Devri’nde Osmanlı Devleti adına görülen en önemli gelişmelerden birisi de çeşitli Avrupa devletlerinde geçici olarak elçiliklerin açılması ve bu ülkelere ilk olarak eğitim için öğrencilerin gönderilmesi olmuştur.

Bu dönemde Avrupa’da Türk tarzı moda olurken, Osmanlı süsleme sanatlarında ve diğer sanat alanlarında da Avrupalı motifler Osmanlı sanatının dağarcığına girmiştir.

Bu dönemde seramik ve çinicilikte de gelişme yaşanmıştır. İznik’te kalan birkaç ustanın İstanbul’a getirilmesi ve Tekfur Sarayı’nda yeni bir üretim merkezinin faaliyete geçmesiyle canlandırılmaya çalışılan bu sanat sarayda klasik tasarım ve teknikler uygulanarak yapılan çini üretimi sayesinde tekrar canlanmıştır.

Lale Devri’nde sanat alanında görülen en önemli kişi Levni’dir. Asıl adı Abdülcelil Çelebi olan Levni bu devrin en büyük nakkaşıdır.

Lale Devri’nde edebiyatta göze çarpan isim ise devrin en büyük şairi olan Nedim’dir. Özellikle Lale Devri’nin Divan Edebiyatı’na getirdiği hava en olgun biçimiyle kendisini Nedim’in şiirlerinde göstermektedir.

Bir eğlence devri olarak da telaffuz edilen Lale Devri, buna bağlı olarak da müziğin de geliştiği bir devirdir. Nitekim bu devrin yaşama sevincini şiirde nasıl Nedim temsil ediyorsa musikide de Mustafa Çavuş temsil eder.

1727’de Üsküdar’da açılan ve Avrupa usulü askeri eğitim vermeyi amaçlayan Hendesane bu alanda bir ilk teşkil etmektedir. Fakat bu Hendeshane, yeniçerilerin karşı çıkması ve yakaladıkları öğrencileri öldürmeleri sonucu kapanmıştır ve başarısız fakat ümitli bir deneme olarak kalmıştır.

Tekfur Sarayı’nda açılan çini imalathanesinin yanı sıra, hatayi denilen kumaşı dokumaya mahsus kumaş dokuma fabrikasının kurulması ve Yalova’da bir kağıt fabrikasının kurulması ile ilk itfaiye teşkilatı olan Tulumbacı Ocağı’nın kuruluşu da bu devirde meydana gelmiştir.

LALE DEVRİ Osmanlı KÜLTÜR SANAT VE EDEBİYATI HAKKINDA BİLGİLER

Lale Devri, Osmanlı İmparatorluğu’nda Batılılaşmanın başladığı bir dönem olarak dikkat çekerken bu Batılılaşmaya paralel olarak kültür, sanat ve diğer alanlarda önemli gelişmelerin görüldüğü bir devir olarak da karşımıza çıkmaktadır. Nitekim bu devirden önceki yüzyıllarda bu alanlarda görülen gerilemeler Lale Devri ile birlikte mucizevi bir şekilde tersine dönmüş ve bu devir sanatın, edebiyatın yoğunlaştığı bir devir olmuştur.

Lale Devri’nde Osmanlı Devleti’nin ekonomik kaynaklarını tüketen savaşlar ve çarpışmalar son bulurken bu barış döneminde çeşitli Avrupa Devletleri’nde kurulan elçilikler sayesinde bu devletler ile kültür alışverişi güçlenmiştir. Bu dönemde Avrupa’da Türk tarzı moda olurken, Osmanlı süsleme sanatlarında ve diğer sanat alanlarında da Avrupalı motifler Osmanlı sanatının dağarcığına girmiştir. Nitekim bu dönemde özellikle Fransa ve Avusturya köşklerinden ilham alınarak, Boğaz ve Haliç’in kıyıları boyunca inşa edilen yalılar ve şairler, müzisyenlerin katıldığı eğlencelere mekan olmuştur.

...

Bu dönemde sanatta ve edebiyatta görülen gelişmelerin en büyük nedeni olarak devlet yönetiminin tutumu gösterilebilir. Devrin padişahı Sultan III. Ahmet ve damadı sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, bu dönemde özellikle sanatçıları, edipleri ve şairleri himaye ederek bu alanlarda gelişmelerin yaşanmasını sağlamışlardır. Böylece Osmanlı Devleti’nde ayrı bir dönem olarak karşımıza çıkan Lale Devri, bu yönden geleceğe bıraktığı miras ile de son derece önemlidir.

Lale Devri ile birlikte Osmanlı sanatında bir rönesans devrinin başlaması kendisini seramik ve çinicilikte de göstermektedir. Bu dönemde İznik’te kalan birkaç ustanın İstanbul’a getirilmesi ve Tekfur Sarayı’nda yeni bir üretim merkezinin faaliyete geçmesiyle canlandırılmaya çalışılan bu sanat sarayda klasik tasarım ve teknikler uygulanarak yapılan çini üretimi sayesinde tekrar canlanmıştır. Bu canlanışı en iyi temsil eden örnekler Lale Devri’nin bittiği yıllarda yapılan Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nde kendini göstermektedir. Bununla birlikte Tekfur Sarayı’nda imal edilmiş olan çinilere Topkapı Sarayı’nın çeşitli mekanlarında da yer verilmiştir.

Bu dönemde yapılan imar faaliyetleri de sanat alnındaki gelişmelerin önemli göstergelerindendir. Yapılan birçok saray, kasır, yalı ve köşklerin yanı sıra padişahın özel olarak yaptırdığı çeşmelerde de üstün sanat anlayışını görmek mümkündür. İstanbul’da Bab-ı Hümayun ile Ayasofya arasında III. Ahmet’in isteği üzerine yapılan III. Ahmet Çeşmesi meydan çeşmelerinin bütün Türk sanatı tarihi içinde ortaya konulmuş en göz kamaştırıcı örneğidir. Bununla birlikte III. Ahmet kitabesini kendi yazdığı bir çeşmeyi de Üsküdar’da İskele Meydanı’nda yine kendi adına yaptırmıştır. Yine kubbe ve tonozlarının iç yüzleri çok zengin bir biçimde renkli malakari tezyinat ile süslü ve duvarları da kısmen çini ile kaplı olan III. Ahmed Kütüphanesi de Topkapı Sarayı’nın üçüncü avlusunda Arz Odası arkasında padişah tarafından yaptırılmıştır.

Lale Devri’nde sanat alanında görülen en önemli kişi Levni’dir. Asıl adı Abdülcelil Çelebi olan Levni bu devrin en büyük nakkaşıdır. İlk büyük çalışması Osmanlı tarihi ile ilgili bir kitap için yaptığı 22 padişahlık bir portre olan Levni’nin en büyük eseri ise 1720 yılında dört şehzade düğününü ele alan Surname-i Vehbi’dir. Şölenler,gösteriler, esnaf loncalarının geçişi gibi birçok etkinliğin toplam 137 minyatürle canlandırıldığı bu eser aynı zamanda Lale Devri hakkında da bizlere önemli bilgi vermektedir. 18. yüzyılın başlarına kadar yaşamış olan Aşık Ömeri’nin de portesini yapan Levni, usta bir şair olmasına rağmen onun az sayıda şiiri bulunabilmiştir.

Bu dönemde usta bir hattat olan padişah III. Ahmet’in de bazı eserleri vardır. Kendi el yazısıyla 4 adet Kur’an-ı Kerim yazmış olan III. Ahmet, çeşme kitabeleri ve Sütlüce’deki sarayın harem kapısının kitabesini de kendisi yazmıştır. Bununla birlikte birçok camiye levha yazmış olan III. Ahmet’in halen Topkapı Sarayı’nda ondört sayfalık sülüs celisi ile kaleme alınmış olan murakka’sı vardır.

Lale Devri’nde edebiyatta göze çarpan isim ise devrin en büyük şairi olan Nedim’dir. Özellikle Lale Devri’nin Divan Edebiyatı’na getirdiği hava en olgun biçimiyle kendisini Nedim’in şiirlerinde göstermektedir. Nedim, belki de ilk defa şiirin içine bir şehrin coğrafyasını ve iklimini kozmik hatlarıyla beraber kabul eden ve işleyen bir sanatkardı. Kendisi böyle bir anlayışla edebiyatta parlarken böylece İstanbul’u da terennüm etmiş oluyordu. Bu şekilde Nedim, Divan şiirinin küçük ve kısa çizgilerle verdiği tabiatı ve cemiyeti, geniş ve canlı tablolar halinde şiirine katıp işleyerek, Divan Edebiyatı’nda bir nevi realizm yapan kişi oluyordu.Bununla birlikte padişah III. Ahmet de Nedim, Seyyid Vehbi, İzzet Ali, Neyli Ahmed, Vak’anüvis Raşid Mehmed, Küçük Çelebizade İsmail Asım, Sami gibi bir çok şairi himaye ve taltif ederken kendisi de Necib mahlasıyla şiirler yazmaktaydı

Bir eğlence devri olarak da telaffuz edilen Lale Devri, buna bağlı olarak da müziğin de geliştiği bir devirdir. Nitekim bu devrin yaşama sevincini şiirde nasıl Nedim temsil ediyorsa musikide de Mustafa Çavuş temsil eder. O, ileride kesin bir şekilde yerleşecek olan şarkı besteciliğinin ilk öncüsüdür. Devrin klasik üsluptaki eserleri arasında hareketli, neşeli lirik şarkıları Lale Devri’nden sonra da insanların dillerinden düşmemiştir. Bu dönemde Mustafa Çavuş’tan sonra müzikte Kutbünnayi Osman Dede gelmektedir. O, bu dönemde 276 beyitlik Farsça nazariyat kitabını padişah III. Ahmet’e sunmuştur

1 Esin Atıl, “Sanat ve Mimari”, Osmanlı Medeniyeti Tarihi, İstanbul 1999, c. 2, s. 471.

2 Atıl, a.g.m., s.472.

3 Semavi Eyice, “Ahmed III Çeşmesi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 2, İstanbul 1989, s. 39.

4 Eyice, “Ahmed III Kütüphanesi” , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c.2, İstanbul 1989, s. 40.

5 Günsel Renda, “Levni”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1994, s. 211.

6 Kemal Çiçek, “III. Ahmet”, Osmanlı, c.12., Ankara 1999, s. 181.

Tarihçi Talha GÖNÜLALAN’ın çalışmasından alıntıdır.


Etiketler:Lale Devri Nedir,Lale Devri Hangi tarihler arasındadır| Lale Devrinde Yapılan Yenilikler Nelerdir,Lale Devri sanat hayatı,Lale Devrinde osmanlı edebiyatı,

Bir önceki makalemiz olan Sisli Havalarda Nasıl Araba Kullanmalıyız başlıklı makalemizde Pratik Bilgiler, püf noktaları ve sisli havada araba nasıl sürülmeli hakkında bilgiler verilmektedir.

Nasıl Buldular: lale devri osmanllale devri yenilikleriedebiyat lale devri nediredebiyatta lale devri nedirlale devri zamanında yapılan yeniliklerlale devri hangi tarihler arasında yaşanmıştırlale devri hakkında edebi bilgilale devri yenilik hareketleri nelerdirlale devrinde yapılan köşklerlevni müzik alanında çalşması varmdr

Lale Devrinde Yapılan Yenilikler? Lale Devri Osmanlı Kültür Sanat ve Edebiyatı SerdarHan tarafından 25 Şubat 2011 tarihinde , Tarih-Türk Tarihi kategorisine eklenmiştir.
Sponsor Bağlantı
    yeni 10
Benzer Konular
Lale Devrinde Yapılan Yenilikler? Lale Devri Osmanlı Kültür Sanat ve Edebiyatı isimli bu konuyu ;
Google'de Ara
BlogSearch'te Ara
Buzzzy'de Ara
Twitter'da Ara
Bing'te Ara
İletişim

Sende Yorum Yaz

YORUM YAZMAK İÇİN ÜYE GİRİŞİ YAPMALISINIZ.

Facebook Grubumuza Katılın!